Yenilenebilir Enerji’ye Dair Felsefe Notu

Büyük resim içerisinde yenilenebilir enerjinin durduğu noktayı tespit etmek ve gelecekte var olacağı konumunu ön görebilmek için, yenilenebilir enerji “kavram”’ını iyi anlamış olmamız gerekir. Biz yenilenebilir enerjiyi algılayabilmek için genellikle fosil kaynaklarla kıyaslayarak, yer yüzü var olduğu sürece bizimle birlikte olacak sınırsız bir enerji kaynağı olarak tanımlarız, enerji dönüşümü sonrasında sıfır emisyon yaratması, maliyetlerinin her geçen gün düşmesi gibi teknik kavramlar etrafında dolaşırken belki de işin “öz” ‘ünü ıskalıyoruz. Tipik bir fosil enerji kaynağı olan kömür, yer yüzünün sadece %5 ‘ine konumlanmış durumdayken tüm bu enerji savaşları işte bu denli limitli bir erişilebilirliğe sahip kaynaklar içindir. Öte yandan yenilenebilir enerji, hemen şu anda dahi bulunduğumuz bu binanın penceresini açtığınızda, kapısına çıktığınıza erişebileceğiniz kadar hayata difuz etmiş durumdadır. Kaynağa “erişilebilirlik” açısından baktığınızda güneş ve rüzgar enerjisi kadar “adil” ulaşılabilir başka bir enerji kaynağı olmadığını söylemek yanlış olmaz. 2018 ‘in dünyasında enerjiye erişimi tıpkı gıdaya ulaşım, temiz suya ulaşım, temel eğitime erişim gibi en temel insan hakkı olarak görmek gerekir.

Sadece “yanlış” bir ailede dünyaya geldiği için günde 3-4 $ kazanabilmek uğruna günün 15-16 saati bir tekstil atölyesinde çalışmak zorunda olan Bangladeş’li bir tekstil işçisi ile, sadece ve sadece “doğru” ailede dünyaya geldiği için doğduğu günden öldüğü güne kadar hayatını ayrıcalıklı yaşayan İngiliz Kraliyet Ailesi bireylerinin güneş enerjisine ve rüzgar enerjisine erişimi şansı eşittir. 

Bu mesajı çok doğru okumak, işin özünü, felsefesini ıskalamayan politikalar geliştirmek zorundayız. Eğer doğru adımları atarsak yarının dünyası, merkeziyetçi enerji yönetiminden uzak, üretimle tüketimin aynı noktada konumlandığı bir arz-talep mekanizması bize sunacak gibi gözüküyor. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir