Kendini Yönetmek

The Social bölümünün ilk yazısına da ancak Drucker üstad yakışırdı diye düşünüyorum. Peter F. Drucker ‘in 1999 ‘da yayınlanan Kendini Yönetmek adlı makalesinden altı çizilmesi gereken kimi noktaları paylaşmaya çalışacağım. Zira her an her şeyi yönetmeye talip olan bizlerin öncelikle kendimizi iyi yönetmeye ihtiyacımız var.

Emsali görülmemiş fırsatlarla dolu bir çağda yaşıyoruz: Yeterince hırsınız, motivasyonunuz ve zekanız varsa hangi kademeden başlamış olursanız olun, mesleğinizin zirvesine yükselebilirsiniz.

Başarılı olmak için kendinizi çok iyi anlamış olmanız gerekiyor. En güçlü yanlarınız nelerdir? Peki ya en tehlikeli zayıflıklarınız?

Hep zayıf yönlerimizi keşfetmenin peşine düşürüyor sistem bizi, halbuki güçlü yanlarımızı daha güçlü kılmanın değeri paha biçilmez. Bu durumda öncelikle kendisini tanıması gerekiyor insan; Güçlü yanları nedir? Nasıl çalışmayı tercih eder? Değerleri nedir?

Güçlü yanlarını keşfetmenin önemli bir yolunun geri bildirim analizi olduğunu öne sürüyor Drucker. Kilit bir eyleme yada projeye başlandığında beklentilerin ne olduğunu somut olarak belirleyip, 9 – 12 ay sonrasında bir durum değerlendirmesi yapmak, güçlü yönlerinizi keşfetmenize yardımcı olabilir.

Akabinde ise her şeyden önce güçlü yanlarımıza odaklanmalı, buradaki performansımızı birinci sınıftan mükemmelliğe taşımak için emek harcamalıyız. Bu günümüz eğitim sisteminin aksine, yeni bir alanda yetkinlik kazanmak yerine, hali hazırda iyi bir performans sergilediğimiz, uzmanlı olduğumuz bir alanda mükemmel olmayı hedefe koyuyor. İyiden mükkemmeliğe giden yolda harcanan enerjinin, sıfır noktasından idare eder noktasına ulaşana kadar harcanan enerjiden çok daha az olacağı kanısında Drucker.

Güçlü yanlarınızı keşfedilir ve üzerine gidilirken, zayıf olunan alanlarlar da fark edilmeli. Bu konudaki riskleri tanımlarken;

Kendinizi beğenmişliğin nerede sizi yetersiz kılan bir cehalete sahip olduğunu keşfedin ve bunun üstesinden gelin.

diyor üstad. Son derece net olsa gerek.

İlerleme sürecinde belkide en önemli farkındalık, insanın nasıl öğrendiğini keşfetmesidir. Kimi insan sadece okuyarak öğrenirken, kimisi yazarak daha hızlı ve kalıcı öğrenir. Benim de ikinci gruba girdiğimi söylemek yerinde olacaktır. Gerek akademik gerekse profesyonel hayatımda yazı araçları ve defterlerin benim için hep bir hobi olduğunu düşünürdüm, şimdi fark ediyorum ki not almak ve yazmak benim için bir öğrenme aracı aslında. Gecenin 00:46’sında bu satırların ekrana yansıması da aslında bir öğrenme çabası, bir tekrar. Pek tabii ki benim dışımda dönüp okuyacaklar olur ise  bulacakları öz(ler) bu sürecin bir yan ürünü olacaktır. Kimileri ise yazmaktan farklı olarak çok fazla not almayı tercih ederler, Beethoven gibi. Beethoven arkasında fazlaca sayıda müsfedde defter bırakmış ancak beste yaparken bu defterlere bir kez olsun bakmamıştır. Bu defterleri neden sakladığını soranlara ise “Eğer hemen yazmazsam unuturum. Müsvedde deftere geçirirsem unutmam ve tekrar bakmak zorunda kalmam” yanıtını vermiştir.

Kendinizi geliştirme planları yada yeni girişimler için 18 ay’ı geçmeyen planlamalar yapılmasını öneriyor yazar, zira hepimizin az çok tecrübe ettiği üzere daha uzun süreli planlar uygulanabilir, takip edilebilir olmaktan çıkıyor. Eğer daha uzun vadeli planlar üzerine çalışıyorsanız, en uzunu 18 ay olan alt görevlere bölmek mantıklı olabilir.

İlk yazı burada kalsın. Devamı gelecek. Bu yazıda canlı olarak güncellenip son şeklini zamanla alacak. Esas olan, gece yastığa başımızı koyduğumuzda, sabah uyanan ben’den daha bilgin olmak ise savaşımız, karalamaya devam.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.